Korona günlerinde sınırlarını kapatan ab ülkelerinde tarıma dair ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Çiftçilik yaptığım bölge dahil olmak üzere, tüm güney avrupada üretimin büyük kısmı kuzey avrupa ülkelerine gönderiliyor(du) her sene. Tonlarca meyve ve sebze… Tabii tonlarca tarım ürününü toplaması için gelmesi gereken tarım işçileri gelemedi. Tüm çiftçilerde tam bir panik havası mevcut. İç piyasada ise bu kadar ürün fazlasının olması fiyatlar üzerinde aşağı yönlü ciddi etkiler yaratabilir. Yalnız bu durum insanların ucuz gıda yiyeceği anlamına gelmiyor. Şöyleki;
Sınırların kapalı kalması halinde, çiftçilere üretmemesi, tarlalarını ekmemesi için para verilmesi konuşuluyor. Muhtemelen bu sene uygulanacak tarım politikalarından biri de bu olacak avrupa genelinde.
Türkiye’de de yaşanacak durum bu şekilde olacaktır. Son 10 sene de ülkedeki çiftçi sayısında %50 oranında bir azalma ve ekilen toprak alanında 2 Trakya bölgesi kadar küçülme mevcut. Yani ülkemizde tarım zaten can çekişiyor.
Çiftçiler bu sene elindeki tarım ürünlerini ihraç edemezse, devletten de ciddi bir yardım gelmemesi halinde önümüzdeki sene daha az ekecekler veya hiç ekmeyecekler. Gıda krizi de o zaman başlayacak. Bu sene Türkiye’de herhangi bir gıda krizi olacağını zannetmiyorum; fakat önümüzdeki sene çok farklı şeyleri konuşuyor olabiliriz.
Kuzey avrupada da ilginç gelişmeler yaşandı. Sınırlar kapalı olmasına rağmen özel uçak ve otobüslerle doğu avrupadan tarım işçileri taşıyorlar ülkelerine. Her koyunun kendi bacağından asılacağı bir döneme giriyoruz. Paramız varki alıyoruz devri kapandı.
Tüm dünya ülkeleri yaşanan bu durumdan ciddi şekilde etkilenecek ve tarımsal üretime ağırlık verecekler. Bir devlet politikası olarak çiftçileri zehirsiz üretime teşvik etmediğimiz sürece bizi çok zor günler bekliyor. Türkiye’nin büyük bir kısmının artık çöl statüsünde olduğunu ve su fakiri bir ülke olduğumuzu da göz önünde bulundurmalıyız.
İnsanların yerel gıdalara ulaşması ve küçük çiftçilerin (zehirsiz üretim yapacak olanların) desteklenmesi adına girişimler de mevcut. Bu konuda bizim de ab ile yürüttüğümüz doğal tarım proje planlarımız var. Somut adımlar gerçekleştikten sonra bunları da paylaşacağım. Şu an görüşme ve planlama aşamasındayız.
Not: 1 dönüm de olsa toprak alın ve en azından aileniz için gıda üretmeye başlayın. Şehirlerde yaşıyorsanız ve bunu yapma şansınız yoksa da zehirsiz üretim yapan küçük çiftçilerden alışveriş yapın, onları destekleyin ve iyi ilişkiler kurun.
Not 2: Permakültür, biyodinamik, doğal tarım, geleneksel tarım vs vs hiçbir önemi yok. Yeterki zehirsiz gıda yetiştirmeye başlayın.

son iki notunuz için teşekkür ederim…lakin yazının bütünü KÖTÜMSER VE KARAMSAR bi tablo vaz ettiği için açıkcası ben de yeri olmayan yazılar-düşüceler faslından okunup gitti gideceki yere….