Kapitalizmin amacı hiçbir zaman insanları doyurmak olmadı, keza bugün de amacı insanları iyileştirmek değil

Beslenebilmek için her sene tonlarca kimyasal zehir kullanan başka bir canlı yok. Bir de inandırmışlar insanları ‘bunca insan başka türlü nasıl doyacak?’ diye.

Bu cümle kapitalizmin vahşi yüzüdür. Şöyle ki;

Çiftçilik yaptığım bölgede her sene ab denetçileri gelir ve çiftçinin elindeki ‘üretim fazlası’ gıdaları çukurlar açıp o çukurlara gömer. Bunun sebebi de market fiyatını korumaktır.

Amaç gerçekten doymak ise; dünya değil 8 milyar insanı, 18 milyar insanı dahi tek bir damla kimyasal zehir kullanmadan doyurabilecek üretkenliktedir.
Doymayan şey insanın midesi değil, arzularıdır. Ona da değil 1 dünya, 40 dünya kaynakları verseler dahi yetmeyecektir.

Haftasonu tatili yapmak için uçağa binip ülke değiştiren insanlara hiçbir dünya sürdürülebilir değildir.
Her şeyin insan için yaratıldığını düşünen bu toplum yarın Mars’a taşınıp kalanlar arasında ‘green card’ çekilişi ile ‘şanslı’ köleler seçecektir. Kazananlar da güle oynaya gidecekler.

Tüketmenin sonu olmadığı gibi üretmenin de sonu yok. Yeterki isteyin ve başlayın.

1 dönüm sağlıklı toprak, 10 kişiyi dertsiz, tasasız doyurmaya yeter. 4 dönüm üzerinde çiftçilik yapıp ekonomik olarak hayatını devam ettirebilen Japon çiftçi aileleri ne yazıkki binlerce dönüm üzerinde tarım yapıp yine de ‘doyamayan’ çiftçilerce anlaşılamayacaktır.

Lafı çok uzatmadan, 35 yıl boyunca sürülmemiş, tek bir damla kimyasal kullanılmamış, yabani otlarla mücadele edilmemiş, ağaçları ise budanmamış bu çiftlikten fotoğraflar.

İlk 2 fotoğrafta kendi kendine bir ağaçtan düşüp çimlenen erik ve altında toprağı örten çilekler var.
3 ve 4. Fotoğrafta badem, kiraz, şeftali ağaçları ve çiçekleri var.
Son iki fotoğrafta ise, bakla yapraklarının üzerinde baharın hafif esintisinin tadını çıkaran böcekler.

İnsanlar nerde? 4 duvar arasında ‘güvenli’ bir yerde.