Bunlar da doğal ortamında olan bir arı kolonisinin yapmış olduğu petekler ve ballar.
Çok güzel değil mi ?
Malumunuz, arıcılık da tarımda olduğu gibi çok fazla kimyasal ve zehirli maddeler kullanılarak yapılıyor ne yazık ki. Doğada kendi kendine yaşayan arı kolonileri de günden güne tükeniyor. Kimyasal zehirleri kullanmadan tarım yapanların çok az olduğu gibi, kimyasallar olmadan tamamen doğal arıcılık yapanlar da sınırlı. Sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada durum bu şekilde. Üstelik arılar tüm bu kullanılan kimyasal zehirleri ağaçtan ağaca, çiçekten çiçeğe taşıyorlar istemsizce. Çok fazla içimizi karartmadan;
Sevgili çiftçiler ve üreticiler; illaki kimyasal kullanacam, doğal üretime, doğal tarıma henüz hazır değilim diyorsanız en azından kullandığınız kimyasalları öğleden sonraları kullanın. Sabahın ilk ışıkları ile polen toplamaya çıkan arılar için öğlene kadar geçen süre arıların en yoğun ve verimli çalışma saatleridir. İllaki zehir kullanacaksanız en azından öğleden sonra kullanın ve arılara daha az zarar verin.
Not: Türkiye’de doğal bal var mı diye yıllarca merak ettikten sonra, birebir tanışıp yaptıkları işlere kefil olduğum bir kooperatif var. Kendileri Pülümür’ün yaylarında, biyo-çeşitliliğin ülkemiz sınırları içerisindeki en yüksek noktalardan biri olduğu, sadece ayı eli değmiş, insan eli değmeyen bir doğada üretim yapan bir kooperatif. Pülümür kooperatifi. Türkiye’deki aileme, sevdiklerimize, eşimize dostumuza seve seve aldığımız ürünlerin üreticileridir kendileri. Üstelik bu kooperatifin başkanı bu işe gönül vermiş bir kadındır.
Bağışıklık sisteminin önemini bir kere daha farkettiğimiz bu günlerde herkesin alıp gönül rahatlığı ile yiyebileceği bir baldır. Ben de kendilerine ve üretimlerine kefilim.
Not: Pülümür kooperatifi ile olan bütün ilişkimiz dostluk, güven ve aşk üzerine kuruludur. Maddi herhangi bir bağımız yoktur. Bu kadar düzgün, kaliteli, doğal ve hepsinin ötesinde aşk ile üretim yapan bu kooperatifin ve ürünlerinin insanlara ulaşması herkesi mutlu edecektir.


