Yenilebilir Yabani Otların Toplanması / En Yaygın 10 Bitki

Türkiye biyoçeşitliliğin otantik bir cennetidir ve aslında bölgemizde birçok yenilebilir yabani ot bulunmaktadır. Yabani bitkilerin tanınması ve toplanması milyonlarca insanı içeren bir tutkudur. Bunun nedeni, pek çok faydalı özelliğe de sahip olan, el değmemiş doğada yenilebilir bitkiler bulmanın kolay olmasıdır. Önemli olan, vücudumuz için zehirli olan bitkileri hasat etme riskinden kaçınmak için en yaygın yabani otları nasıl doğru bir şekilde tanıyacağımızı bilmektir. Bu yazıda kendiliğinden bulabildiğimiz en yaygın yenilebilir bitkilerin bir listesini sunuyoruz.

Yenilebilir yabani otlar nerede toplanır:

Her şeyden önce, temel bir öneri: Yenilebilir yabani otları toplamaya karar verirseniz, kirli alanlardan kaçının. Bu nedenle, örneğin yol kenarlarından veya kimyasal böcek ilaçlarının kullanıldığı tarım arazilerinin kenarlarından doğan yabani bitkileri toplamayınız. İdeal olan, şehirlerden uzak, kirlenmemiş yerlerde bitki aramaktır.

10 Yenilebilir Yabani Ot

Ekşi yonca / Oxalis acetosella

Oxalidaceae botanik ailesine ait  çok yıllık bir bitkidir.

Kıyı bölgelerini tercih etse bile Türkiye’nin her yerinde bulunur. Çiçeklerle ayırt edilen birkaç türü vardır: beyaz veya sarı renklidir. Dallı rizomatöz köklere sahiptir. Çiçek açan ilk bal bitkilerinden biri olduğu için (şubat ayında başlar) arıcılıkta özel bir öneme sahiptir.

Yenilen kısmı ilkbaharda toplanan yapraklarıdır. İçeriğindeki oksalit asit nedeniyle ekşimsi bir tada sahiptir. Mide rahatsızlığı ve karaciğer hastalığı olanlar için kullanılması tavsiye edilmez. Yüksek kalsiyum oksalat içeriği göz önüne alındığında, çok dikkatli kullanılması gerekmesine rağmen, yararlı özellikleriyle eski zamanlardan itibaren biliniyor.

İdrar söktürücü olarak kullanılabilir. Hemoroit, ağız ülseri, iştahsızlık, ateşli hastalıklarda etkileri hafifletir. Kökleri ve tohumları ishal, karın ağrısı, kolik ve dizanteri için kullanılabilir. Bitkisel tıpta merhem haline getirilip akne ve dermatit gibi bazı cilt hastalıklarının tedavisinde mükemmel doğal bir çaredir.

Ekşi yonca yaprakları limon ve balzamik sirke ilavesiyle çiğ olarak yenilebilir. Zenginleştirmek için çorbalara ve et sularına eklenebilir. Lezzeti artırmak için karışık salatalara eklenebilir. Çok özel ve susuzluğu gidericidir, 5 dakika kaynatılıp ardından süzerek çayını içebilirsiniz.

Amarant / Amaranthus retroflexus

Amaranthaceae botanik ailesine  ait Güney Amerika kökenli tek yıllık bir bitkidir. Tahıl, sebze, süs ve yem bitkisi olarak kullanılır.

Aztekler, İnkalar, Mayalar ve Amerikan yerlilerinin yiyeceklerinde önemli bir yer almıştır ve kutsal olarak kabul edilmiştir. Bunun nedeni çok besleyici ve kendiliğinden çıkan bir bitki olmasıdır.

Kıtamıza yanlışlıkla ithal edildi ve büyük bir hızla yayılmaya başladı. Karakteristik özelliklerinden biri, apikal salkımının içerdiği milyonlarca küçük tohum aracılığıyla üreme kabiliyetidir. Bu nedenle bir mahsul otu olarak kabul edilir. 2 m yüksekliğe ulaşabilir ve mükemmel besleyici özelliklere sahiptir.

A, C vitaminleri, mineral tuzları, kalsiyum ve demir bakımından zengindir. En çok kullanılan kısmı, ilkbaharda bitki tarlalarda görüldüğünde hasat edilen genç yapraklardır. Çok fazla nitrojen içeren topraklardaki potansiyel nitrat birikimini bertaraf etmek için kaynatıldıktan sonra tüketilirler.

Pek çok tahılda eksik olan lizin aminoasidi amarantı kaliteli bir protein kaynağı yapmaktadır. Yine histidin, izolösin, lösin, treonin, metiyonin, triptofan gibi vücutta sentezlenemeyen aminoasitleri içerir.

Yüksek lif içeriği sayesinde bağırsaklara oldukça faydalıdır, bağışıklık sistemini güçlendirir, kötü kolesterolü düşürür ve kan şekerini dengeler.

Tohumlarından un elde edilir. Glüten içermediği için çölyak ve glüten hassasiyeti olanlar güvenle kullanabilirler.

Hodan / Borago officinalis 

Boraginaceae botanik ailesine ait tek yıllık bir bitkidir. 

Ülkemizde birçok farklı bölgede yetişirilmektedir. Halk arasında odan, otan, ıspıt, zılbıt, tamara, kaldırık gibi farklı isimlerle anılabiliyor.

Hodan çiçekleri kusursuzdur, tipik mavi renkte yıldızlı bir şekle sahiptirler ve ince tüylerle kaplandığı için kolayca tanınır.

Bitkinin tohumlarının soğuk preslenmesinden hodan yağı çıkarılır. Açık sarı renkli çok kıymetli bir yağdır. Cilt için çok yararlı olan γ-linolenik asit (GLA), ω-6 serisinin çoklu doymamış yağ asidi ve ω-3 serisinin α-linolenik asidi bakımından zengindir. İçerdiği yüksek asitler sayesinde vücuttaki toksinleri atar.

İçeriğinde bulunan bol kalsiyum sayesinde kemik sağlığını olumlu yönde etkiler.

Diabet, kalp rahatsızlıkları, artrit, egzama, kanser, akne, selülit ve en çok da premenstrual sendrom tedavisinde (adet öncesi sıkıntılarında) kullanılır.

Yaprakları mükemmel bir omlet hazırlamak, aynı zamanda çorba salata veya çay yapmak için de kullanılabilir.

Devedikeni, Silybum marianum

Asteraceae botanik ailesinin iki yıllık bitkisidir.

Meryemana dikeni bitkiside denir. Bir efsaneyle de bilinen tipik bir akdeniz bitkisidir. Efsaneye göre Meryem, İsa’yı emzirirken sütü bitkinin üzerine damlamış ve bitkinin yapraklarında beyaz lekeler oluşmuştur. Yapraklardaki belirgin beyaz lekelerden dolayı Meryem’in masumiyetini hatırlattığı için bu ismin verildiği de ileri sürülmektedir.

Deve dikeninin ana aktif bileşeni, olgun meyvelerde (tohumlarda) % 4-6 oranında bulunan silimarindir. Çoğunlukla üç flavonolignandan oluşan bir maddedir: silybin, silisristin ve silidianin.

Diğer bileşenler, linoleik, oleik ve palmitik asit formundaki lipitlerdir. Tokoferol, steroller, uçucu yağ, proteinler (tiramin), müsilaj, flavonoidler vardır.

Deve dikeni tohumlarında bulunan silimarinin ana aktivitesi, hepatoprotektif ve antioksidandır. Kadim insanlar bu özellikleri anladılar ve hazımsızlığa karşı tohum özlerini kullandılar. Karaciğer sorunları ve karaciğer zehirlenmesi, safra kesesi taşları, sarılık ve dalak hastalıkları da bu bitki ile ele alındı. Modern klinik çalışmalar, bu tıbbi kullanımların geçerliliğini doğrulamıştır.

Hepatoprotektif aktivite, hücre zarının geçirgenliğini düzenler ve karaciğerin yenilenmesini uyarır.

Deve dikeni tüm yönleriyle yenilebilir bir bitkidir. Çok sert ve lifli olduğu için genç olanlarını toplamak idealdir. En iyi zaman ilk yılın sonbaharıdır. Tohumlarından bitkisel çay hazırlanabilir.

Kazayağı / Chenopodium album

Chenopodiaceae  botanik ailesine ait, tek yıllık bir bitkidir.

Kazayağı, kırsal kesimde çok yaygın olan, kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Ispanak ile aynı aileye aittir.Bu nedenle yabani ıspanak olarak da bilinir.

Üreme kolaylığı nedeniyle yabani ot olarak kabul edilen bir bitkidir. Bununla birlikte, yenilebileceğini ve mükemmel besin özelliklerine sahip olduğunu herkes bilmiyor. Gerçekten de, belirli kıtlık dönemlerinde, çiftçilerin beslenmesinde önemli bir bileşeni temsil ediyordu. Bu nedenle hala birçok bölgesel yemeğin bir parçasıdır.

Genellikle ekili tarlalarda buluruz ve yapraklarının yapısı, uzun ve dallı gövdesi, yetişkin bitkinin büyüklüğü ile kolayca tanınır. İlkbaharın sonlarında ortaya çıkan yumuşak yaprakları toplanan bir bitkidir. Olgunlaştığında, çok değerli ve besleyici olan tohumları un yapmak için toplanabilir.

Kazayağı bitkisi mükemmel besin değerlerine sahiptir. Özellikleri ıspanağa benzer ama bazı açılardan daha iyidir, örneğin daha fazla demir içerir. Genç yapraklar ayrıca fosfor, potasyum ve B1 vitamini bakımından zengindir. 

Bağırsak florasını dengeleyerek kabızlığı önler, güçlü antibakteriyel özelliğe sahiptir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Geleneksel olarak, kazayağı bitkisinin genç sürgünleri ve yaprakları tüketilir. Bunları  çiğ, pişmiş, haşlanmış yada buharda pişirebilirsiniz. Etler, salatalar ve çorbalar gibi çeşitli yemekler hazırlamak için mükemmeldirler.

Isırgan otu/ Urtica dioica

Urticaceae botanik ailesine ait çok yıllık bir bitkidir. Bitkiyi iyi tanımayanlar tarafından korkulur, bunun nedeni üzerindeki ince dikenlerde bulunan formik asit ve albüminoid toksinlerin cilde temas ettikten sonra kızarıklık ve tahrişe neden olmasıdır.

Isırgan otu yapraklarının sadece yenilebilir olmadığını, aynı zamanda etkili bir doğal anti-parazit, olduğunu herkes bilmiyor. Bahçe yapanlar onu, doğal gübre ve toprak verimliliği göstergesi olarakta kullanıyorlar.

Çok uzak olmayan zamanlarda tekstil endüstrisinde de belli bir önemi vardı.
Günümüzde ağırlıklı olarak kozmetik ve fitoterapide kullanılmaktadır.

Anemi, romatizma, artrit, egzama, astım, cilt enfeksiyonları, bağırsak ağrıları, alerjik rinit, idrar yolu enfeksiyonları, iyi huylu prostat hipertrofisinin tedavisinde kullanılır.

İçeriğinde karoten, A, B2, K vitaminleri, mineral tuzlar: fosfor, kükürt, magnezyum potasyum ve kalsiyum vardır. Mutfakta ısırgan otu, lezzetinin inceliği ile takdir edilmektedir. Isırgan otu yaprakları pişirildikten sonra tüketilerek çok ince tüylerinin batma gücü ortadan kaldırılır. Bu yenilebilir yabani otların toplanması en iyi ilkbaharda, yapraklar güzel parlak yeşil ve çok yumuşak olduğunda yapılır.

Sinir Otu/ Plantago lanceolata

Plantaginaceae botanik ailesine ait çok yıllık harika bir bitkidir.

Ayak tabanı şekline benzeyen yaprakları ile tipik bir rozet şekline sahiptir. Tüm yıl boyunca bulunan bir bitkidir, bu nedenle her zaman hasat edilebilir.

Yapraklar tüketilen ve zengin olan kısımdır: iridoid glikozitler, müsilaj, tanenler, fenolik asitler, flavonoidler, saponinler, mineral tuzlar (özellikle potasyum ve çinko) bulunur.

İçeriği sayesinde sinir otu şu özelliklere sahip iyileştirici bir bitki olarak kabul edilir:  balgam söktürücü, iltihap önleyici, cilt yenileyici(açık yaralarda kullanılabilir), anti-anemik, astım, bronşit, soğuk algınlığı ve böcek ısırığı.

Yaprakları hem pişmiş hem de çiğ olarak yenilebilir. Bitki çayı ve krem olarakta kullanılabilir.

Semizotu / Portulaca oleracea

Portulacaceae botanik ailesine ait tek yıllık bir bitkidir.

Türkiye’nin her yerinde bulunur ve yanlış bir şekilde zararlı olarak kabul edildiği bahçelerde yaşamayı ve çoğalmayı sever. Semizotu, yabani bitki toplayıcıları arasında en sevilen bitkilerden biridir. Bu nedenle birçok farklı isimle bilinir: soğukluk, pırpır, temizlikotu.

Narin oval yeşil yaprakları, zeminde sürünen, tombul ve kahverengi sapları ve küçük çiçekleri sayesinde kolayca tanınır. Görünüm ve doku olarak etli bir bitkiye benzer.

Lezzetinin yanı sıra, semizotu besleyici özellikleriyle, özellikle de omega-3 içeriğiyle ünlüdür.

Olağanüstü bir doğal antioksidan olarak kabul edilen beta-karoten (100 g başına 1320 IU) şeklinde A vitamini içerir. C vitamini (100 gr’da 21 mg), E vitamini ve B grubu (B1, B2 ve B3) vitaminleri vardır.
Bitki ayrıca mineral tuzları, özellikle magnezyum (100 g başına 68 mg), potasyum (494 mg), demir (2 mg), kalsiyum (65 mg) bakımından zengindir.
Mevcut diğer elementler şunlardır: folat, fosfor, sodyum, çinko, bakır, selenyum ve manganez.

Mutfakta, tüm karışık salatalarda kullanılabilen mükemmel bir yabani ottur. İlkbahardan sonbahara kadar hasat edilir ve en hassas apikal sürgünleri koparılır.

Çok küçük semizotu tohumları bile yağ ve protein bakımından oldukça zengindir. Tohumlar kurutulduktan sonra öğütülüp un haline getirilebilir.

Türpenk /Diplotaxis tenuifolia

Brassicaceae botanik ailesine ait çok yıllık bir bitkidir. Yabani roka ya da yabani roket olarakta bilinir.

Güneşe maruz kalan zor ve kireçli toprakları tercih eder.
Yollardaki beton çatlaklar arasında veya en beklenmedik yerlerde olabilir. Deniz seviyesinden 1.000 m yüksekliğe kadar bulunabilir.

En büyük ve en yumuşak olan bazal yapraklar toplanır. Tüm yıl boyunca bulunur ve baharatlı bir tadı vardır. Salatalarda çiğ olarak tüketilebilir. Çorba, et yemekleri, omlet, pizza ve pesto sos yapmak için kullanılabilir.

,

Karahindiba / Taraxacum officinale

Asteraceae botanik ailesine ait çok yıllık şifalı bir bitkidir.

İlkbaharda çiçek açtığı için arıcılıkta çok önemlidir.

İnsanlar için en eski ve en faydalı doğal ilaçlardan biri olarak kabul edilebilir. 

Karahindiba, deniz seviyesinden iki bin metreye kadar herhangi bir yerde kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Güneşe veya toprağa maruz kalması için özel ihtiyaçları olmasa bile ılıman bir iklimi tercih eder. Doğada çok yaygın bir bitki olduğu ve  hasadı kolay olduğundan yetiştiriciliği pek yapılmamaktadır. 

A, C ve E vitaminleri açısından çok zengindir. Potasyum (100 g’da 440 mg), demir (3.2 mg), kalsiyum (316 mg) ve sodyum (76 mg) gibi mineral tuzların alımı da yüksektir. Aynı zamanda proteinler açısından da zengindir ve bu nedenle vejetaryen bir diyet uygulayanlar için idealdir.

İdrar söktürücü ve arındırıcı özellikleri için kullanılır. Ayrıca safra taşı, sarılık, şişkinlikle birlikte dispepsi, kabızlık, karaciğer ve safra kesesi sorunlarına karşı da kullanılır. Kandaki aşırı kolesterol, kronik romatizma, yüksek ürik asit, sistit, şeker hastalığı, ödem, sıvı tutulumu durumlarında mükemmel bir doğal çözümdür.

Karahindiba kökü ve taze yaprakları kullanılır. Salata, çorba, omlet ve bitki çayı olarak kullanılabilir. Kurutulmuş kökleri mükemmel bir kahve yerine kullanılabilir.

Masanobu Fukuoka‘nın insanlığa hediyesi doğal tarımda toprağı işlemek, gübrelemek, yabani ot temizliği, ilaçlama ve ağaçları budamak yok. Rahat bırakılan doğa mükemmel bir dengededir.

Doğal Tarım Merkezi olarak dünyanın çeşitli yerlerinde ücretsiz seminerler, ormanlaştırma için tohumlamalar, yeni doğal tarım çiftlikleri kurmak için çalışmalar yapıyoruz. Sizde doğal gıdalar üretmek ve tohumlamalar gerçekleştirmek isterseniz bize ulaşabilirsiniz.