Fotoğraflarda görünen çiftliklerin bir kısmı organik tarım çiftlikleri, diğerleri kimyasal tarım uygulanan çiftlikler. Aralarında herhangi bir fark görebiliyor musunuz ?
- Kimyasal tarım çiftliklerinde toprak sürülür, traktör gibi büyük tarım aletleri, petrol yakıtlar kullanılır.
Organik tarım çiftlikliklerinde de aynı şekildedir bu durum. - Kimyasal tarım çiftliklerinde monokültür, sadece insanların seçmiş olduğu belli başlı türler ekilir, hibrit tohumlar hiç çekinilmeden kullanılır. Ağaçlar budanır.
Organik tarım çiftliklerinde de durum aynıdır. - Kimyasal tarım çiftliklerinde kullanılan tarım zehirlerini üretmek için büyük fabrikalar gece gündüz çalışır. Gemiler, uçaklar ve kamyonlarla bu tarım zehirleri dünyanın dört bir yanına gönderilir.
Organik tarım çiftliklerinde de durum aynıdır. - Kimyasal tarım çiftliklerinde sadece 1 sene fabrikadan çıkan o ürünler olmazsa, traktörler veya petrol yakıtlar kullanılmazsa hiçbir ürün hasat edilemez. Üretim yapılamaz.
Organik tarım çiftliklerinde de durum aynıdır. - Kimyasal tarım çiftlikleri ürünlerini toptancılara satar. Kendi ürünleri üzerinde herhangi bir fiyat belirleme şansı yoktur.
Ürünler plastik ambalajlarla binlerce km yer değiştirdikten sonra insanlara ulaşır.
Organik tarımda da durum aynıdır.
Kimyasal tarım ile organik tarım arasında sonu gelmeyecek bir benzerlik olduğunu farketmek çok zor değil. Tüm bunların esas sebebi ise; her iki tarım şeklinde de toprağı iyileştirmek, uyandırmak yerine kullanılan tarım ürünlerine bağlı bir üretim yapılmasıdır. Adının organik olması onu iyi yapmaz.
Organik tarımda Yunanistan’da kullanımına izin verilen belirli maddelerin İtalya’da kullanılması yasaktır. Aynı şekilde başka maddeler için bu durumun tersi de geçerlidir.
Her iki tarım şeklinin de enerji girdisi çok yüksektir. Tarım ürünlerinin üretildiği fabrikalar, bu ürünlerin çiftçiye ulaşması için harcanan enerji, kullanılan petrol yakıtlar, traktör gibi tarım aletleri, paketleme ve ürünlerin binlerce km yer değiştirmesi gibi konular da her iki tarım şekli için ortaktır ve çok büyük enerji girdileri oluşturmaktadır. Harcanan enerji, üretilen enerjiden çok daha fazladır ve sürdürülebilir değildir. Dünyadaki bütün tarım arazilerinde %100 organik tarım uygulansa dahi doğaya, üzerindeki canlılara ve hayatın kendisine pek de bir faydası olmayacaktır. Sadece yıkıma giden yolu biraz daha uzatmış olacaktır. İyileşme, uyanma ve doğanın tekrar canlanması söz konusu değildir.
Son fotoğrafta ise doğal tarım çiftliğinden bir fotoğraf görüyorsunuz. Toprak sürülmez, herhangi bir tarım aleti, ürünü/zehiri kullanılmaz, ağaçlar budanmaz. 30 dönüm topraktan her sene 50-55 ton markete girebilecek üretim çıkar. Bu üretim bir kimyasal veya organik tarım yapılan çiftliğin üretiminden dahi fazladır. Doğadaki tüm canlılara hayat sunar, 100 ün üzerinde farklı ürün hasat edilir ve her şeyden de önemlisi toprak yaşıyordur. Bugün bir doğal tarım çiftliğini kendi haline bıraksanız dahi yıllarca üretime devam edecektir. Üretim insan, fabrika veya petrol yakıtlarla yapılmaz. Doğanın kendi öz enerjisi ile yapılır.
Sürdürülebilir tarım yapmanın tek yolu, doğayı iyileştirip toprağı uyandırmaktır. Aksi halde yapılacak her tarım şekli dünyanın öz enerjisini kullanmaktan öteye geçmeyecektir. Traktörler, petrol yakıtlar ve fabrikalardan çıkan tarım ürünleri hayatımızda olduğu sürece ürettiğiniz gıda organik dahi olsa dünyaya zarar vermektedir.
Son olarak; Yılan zehiri de organiktir ama sizi öldürebilir. Zehirin organik olması sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Organik tarım ürünleri, kimyasal tarımdan çıkarken veya geçiş aşamasında bir süre kullanılabilir; fakat uzun vadede kullanıldığında sonuç yine hüsran olacaktır.
Not: Türkiye için konuşacak olursak her iki tarım şekli de dışa bağımlılığımızı arttırmaktadır. Her sene tonlarca tarım ürününü satın almamız gerekmektedir. Kendi gıdamızı, kimseye bağımlı olmadan üretemiyorsak bir yerlerde yanlış yapıyoruz demektir.
Not 2: Tüm fotoğraflara bakın ve nasıl bir doğada, çiftlikte yaşamak istediğinizi kendinize sorun lütfen.








Emeğinize sağlık.